Tiyatro Gazetesi

KÖŞE YAZARLARI

TÜRKİYE’YE GEREKLİ OLAN “SANAT EĞİTİMİ”DİR…

TÜRKİYE’YE GEREKLİ OLAN “SANAT EĞİTİMİ”DİR…

Sanat eğitimi denince bizim ülkemizde tek anlaşılan şey "sanatçı" eğitimi!

TÜRKİYE’YE GEREKLİ OLAN “SANAT EĞİTİMİ”DİR…

Sanat eğitimi denince bizim ülkemizde tek anlaşılan şey "sanatçı" eğitimi!

Bu anlayışa göre orta ve yüksek öğrenimde sanat eğitimi olacaksa, mesleki eğitimine ek olarak bu dersleri alanların, mesleklerini bırakıp sahneye çıkacakları varsayılabilir! Oysa sanat eğitiminden anlaşılması gereken; kişinin yapmakta olduğu meslek eğitimi yanında, sanat kültürünü, yaşama kültürü haline getirebilmesi için sanat eğitimi almasıdır.

Bu ne demek? Kötü, çirkin ve yanlışa karşın, iyi güzel ve doğru ile hesaplaşarak, bireyin kendi kendini yönetmesi demek! Etik, estetik ve adaleti benimseyerek bunu, kendi vicdanı ile hesaplaşma kültürü haline getirebilecek kadar içselleştirmesi demek!

İlk, orta ve yüksek öğrenimde sanat eğitimi demek, gelişmiş, kaliteli birey haline gelmenin vazgeçilmez gereksinimidir demek! Sanat kavramını sadece bu işi yapanların sahip olması gereken bir özellik değil, topluma mal etmek demek!

Kentsel estetik lafı yavaş yavaş konuşulmaya başlandı. Estetik değerler daha çok konuşulmalı, etik ve adalet değerleri de! Meslek tanımlarının yapılması, mesleklerin bu tanımlara uygun haklarının olması da şu anda sanat kültürü almış insanların duyarlılığı ve ortak aklı ile oluşur ancak! İnsanların, birbirlerine karşı anlayışlı davranma ortak kültürü, farkında olmak, insan hakları konusunda toplumsal olarak, ortak bir mantık oluşturma isteği demektir.

Okullarda sanat eğitiminin ciddiye alınmaması halinde toplumda ilkelleşme baş gösterir. Özgecan böyle bir ilkelleşmenin özgüveni ile hunharca katledilmiştir. Bu insanlık dışı katli gerçekleştiren kişinin, kendi kendini kontrol etmesi söz konusu değildir! Demokrasi bir kültür ve kurallar rejimidir. Bu rejimin gerçekleşebilmesi için, bireylerin insan olma asgari müştereğinde birleşebilecekleri bir “eğitim sanatı” müfredatı görmeleri gerekir. Bu tedrisatın en önemli derslerinden biri de sanat eğitimidir. Bunun dünyada gelişmiş örneklerini bulmak mümkün… Yaşanmış ve yaşanmakta olan emsaller var.

Bu eğitimleri almayan insanların kendiliğinden demokrat olmaları beklenemez ya da demokrasi diye sığındıkları o kavramın, nalıncı keseri gibi sadece kendilerine yontmalarına neden olur. Kendi sorumluluklarını ve kendi kendini yönetebilme kurallarını uygulamak yerine, kendisinin bir insanı katletmesinde bile  haklı çıkacak nedenler aramasına neden olur.

Sanat eğitimi, çok nitelikli bir önlemdir. Bu önlem alınmadıkça, sanat eğitimi bir felsefe olarak toplumu geliştirmedikçe, ilkellik ve suçluluğu tek taraflı olarak hak görmek meşrulaşacaktır. Bu durumda kim önce davranırsa kendi haklılığı nedeni ile birisini öldürebilecektir. Bu durumdaki kişilerin, zaman zaman tanık olduğumuz gibi, cinayet işlemek için kendilerine vahiy geldiğini, ya da rüyalarında emir aldıklarını filan da söylemeleri mümkündür! Sanat eğitimi, özen eğitimi demektir. Bu saçmalıklara karşıdır. Toplumun, sanatı, kendi gelişimi için ihtiyaç görmesi sonucu ortaya çıkar! 

Okullarda sanat eğitimi geriledi. Bu gün ülkemizde tiyatro izlememiş, canlı müzik konserlerine hayatında gitmemiş, hatta bu tür etkinliklere gitmemesi gerektiğini, sanata yatırımın gereksiz olduğunu düşünen milyonlarca insan var. Bu insanlar, kul kafasıyla "sanata düşman" olduklarını kanıtlamak için yarışıyorlar! Sanat kurumlarının kapatılması projelerine destek veriyorlar. Bu, kul olma yarışı toplumu felakete sürükleyecek bir yarıştır. Özgecanlar, kartopu oynayan ya da arabadan atılanlar… Tüm bunlar bir felaketin başlamakta olduğunu habercisidir. Sebebi, estetikten, kendini eleştirmemekten, cehaletten beslenen bir virüstür. Bu virüsün karşıtlığı ise, insan sevmektir, ona kaliteli yaşam önermektir, bunun  için projeler üretmek, yaşamı estetikleştirecek ortak felsefe oluşturmaktır.

  Okullarda SANAT EĞİTİMİ bu ortak anlayışı geliştir! Bizde "yok!" Sanat eğitimini aynı duyarlılıkla geliştirecek sanatsal destekler ve sanatsal faaliyetler de bu eğitimi besler. Yaygın eğitimdir. Bunun desteği, alt yapısıdır. Ama kapatılmak isteniyorlar! İstanbul AKM yıllardır çökmeye terk edilmiş bir bina olarak dünyanın en büyük metropol şehirlerinden biri olan İstanbul’un kent merkezinde hayalet olarak duruyor. Bir dönemde de dünyanın en büyük polis karakolu olarak kullanılmıştı. Sanat eğitimi toplumu duyarsızlaştıran, algı bunalımına ve vurdumduymazlığa sürükleyen bu anlayışla çelişir elbette. Uygarlık da çelişir. Birlik beraberlik de!

Sanat eğitimi, “sanata evet”  kavramının içini doldurur. Bir ülke eğer demokrat ve tam bağımsız olarak, kendi kendini yönetebilen bir demokrasi kültürü oluşturmak istiyorsa, sanat etkinliklerine paralel olarak okullarda sanat eğitimine önem vermelidir! Aksi, her an  cinnet geçirmeye eğilimli, uzaktan kumanda ile yönetilen robotlar oluşturur. SANAT EĞİTİMİ, demokrasinin gereği karşılıklı sevgi, saygı, birbirini dinlemek, kendini doğru ifade etmek, etik, estetik ve adalet değerlerine sahip çıkmak, cehalet ile savaşmaktır. Farkındasızlık içinde, kendi kendisini yönetemeyen insanlar yaratmaktır. Böyle bir toplum, insanın mutluluğu adına yaratıcı çözümler geliştiremez. Kaliteli bir yaşam talep etmeyi, suç zanneder. Birbiriyle çatışır savaşır. Türkiye bu gün böyle bir duruma doğru hızla sürüklenmektedir.