Tiyatro Gazetesi

KÖŞE YAZARLARI

AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ

Oyunun yazarı ve yönetmeni, ülkemizde çocuk tiyatrosu alanında elli yıla varan deneyimi ile yetkin bir imza: Fikret TERZİ ile söyleşi

İSTANBUL DEVLET TİYATROSUNDA  FARKLI BİR OYUN:
    AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ  adlı müzikli çocuk güldürüsünde 


    BİR TAŞLA ÜÇ ELMA DÜŞÜRÜLÜYOR…

    İstanbul Devlet Tiyatrosunun 01 Şubat 2015  Pazar günü, 03-06 yaş gurubu küçük tiyatroseverlerle buluşturduğu yeni oyunu “ AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ! “de bir taşla üç elma düşürülüyor…
    Ülkemizde, özellikle Devlet Tiyatrolarında, ÇOCUKLAR İÇİN TİYATRO  alanında pek sık görülmeyin yeni, farklı, doğru ve güzel bir yaklaşım sahneye taşınıyor: OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLAR İÇİN OYUN…

    Oyunun yazarı ve yönetmeni, ülkemizde çocuk tiyatrosu alanında elli yıla varan deneyimi ile yetkin bir imza: Fikret TERZİ.

    Çocuğu ve tiyatrosunu yaşamının odağında koyan ve günümüze değin çocuklar için kaleme aldığı otuzu aşkın oyunu “ÇOCUKLAR TİYATROYA SEYRETMEYE DEĞİL OYNAMAYA GELİR” özgün anlayışıyla yaşama geçiren usta sanatçıyla Ah Karagöz Vah Karagöz üzerine söyleştik.

 Yeni oyununuzu kutlayarak soralım sayın Terzi. Oyununuzun  Ah Karagöz Vah Karagöz adı gölge tiyatrosunu çağrıştırırken, siz Karagöz’den fazlasını sahneye taşımışsınız. Neden ve nasıl çıktı gölge-drama fikri?

FT    : Gölge oyunu, benim 1969’da kurucusu bulunduğum  DÜNYA ÇOCUK OYUNCULARI’yla denediğim ve 1980’lerde gölge kuklalarını canlı oyuncularla buluşturduğum bir çalışmaydı.  Gölge-drama diyeceğimiz bugünkü biçemiyle 1990’larda İstanbul Şehir Tiyatrolarında uyguladığım bir oyun biçimi olarak son şeklini aldı.

 Perde gazelinden içeriği ve iletisine değin çok şeyi değiştirmişsiniz.

FT    : Doğru. Başlangıçta 70’lerde ben de her karagöz sanatçısı gibi, salt perdede gölgeleri  canlandırırken, perde gazelini ve diyalogları, söz komiklerini tümüyle değiştirdiğim halde, izleyici çocukları tümüyle sarmıyor., içine almıyordu oyunlarım.  Giderek şunu fark ettim: perde gazeli, oyun metnini, rol kişiliklerini ne kadar değiştirsem de yetmeyecekti.  Çünkü günümüz çocuğu, olağanüstü çizgi filmler, video oyunları, üç boyutlu, 4-kalı sinema filmleri izlemeye alışmışken, biz iki boyutlu KARAGÖZ-HACİVAT kuklalarıyla onlara ulaşamaz, beğendiremeyiz. Bu öz eleştiriyle başladı her şey.

 Ah Karagöz Vah Karagöz’de, gölge karakterler yanında sahnede hepsi de komik dört canlı karakter görüyoruz.

FT    : Evet; ayna dediğimiz karagöz perdesinde 11 karakter var. Karagöz, Hacivat, Beberuhi, Karagözün Karısı, Bebecik, Miyhav, Gakgak, çocuklar Mıstık, Fıstık ve ana karakter Mikrop… Hepsi de çok renkli, canlı, cıvıl cıvıl tipler.
Ve en az onlar kadar canlı ve renkli karakterler de Komik Memiş, Yardak İbiş, Beberuhi ve Hayali Küşteri Usta da oyunda gölgelerle buluşuyor.

 İzlediğimiz kadarıyla oyunun en çarpıcı yanı;  canlı karakterlerin, hem kendi aralarında, hem de perdedeki tiplerle diyalog ve ilişki içinde olması.

FT    : Oyunumuzun geleneksel gölge tiyatrosundan farklı yanı da bu işte…
         Örneğin oyunun ana komiği Memiş, tüm oyun boyunca sahnede, salonda ve perdenin önündedir.  Memiş’le birlikte, tüm gölge karakterleri oynatıp seslendiren Küşteri Usta, perde ile, sahne ile-salon arasında kan bağıdır…
    Memiş, oyunun başında arkadaşlık kurduğu seyirci çocuklarla sürekli olarak diyalog ve fikir alış-verişi, oyun birliği içindeyken, oyunun kötü karakteri Mikrop’la çelişir-çatışır… Sonra kendisi de tatlı bağımlısı olan şeker satıcısı Beberuhi ile ve tabii ustası Küşteri ile eğlenceli bir olay örgüsü içindedir.
 
 Küşteri rolünü sizin oynadığınızı da hemen ekleyelim söyleşimize.

FT    : Evet, bu oyundaki Hayali Küşteri, benim otuz yıllık ezberimde olan eski rolüm. Biliyorsunuz Küşteri, Ulusal Gölge Tiyatrosu Kültürümüzde Karagöz’le Hacivatı’ın yaratıcısı.

 Hayali Küşteri Usta olarak gölgeleri oynatıp canlandırmanız  yanında, öteki rol kişileriyle ve özellikle seyirci çocuklarla da çok canlı ve içten bir ilişkiye dayalı inanılmaz sıcak bir bağınız var.

FT    : Yalnız bu oyunda ve Küşteri Usta rolümde değil, çocuklarla birlikte oynama ilkem; çocuklar için tiyatroda tüm oyunlarım için geçerli. 1973 yılında ilk kez keşfettiğim ve hemen hemen her oyunlarımda uyguladığım bu yöntemle çocuklar benim tiyatromda seyirci olduğundan çok oyuncudur. Hatta daha çok oyuncudur. Kimi oyunlarımda kostüm giyip sahneye de çıkarlar.

 Ankada Devlet Tiyatrolarında sahnelediğiniz ve iki sezondur oynamakta olan MİYHAVLAR TİYATROSU müzikalinde de seyirci çocuklara kedi rolü oynatıyorsunuz, mahkeme sahnesinde tanık rolü alıyorlar.

FT    : Yalnız tanık değil, 3 seyirci çocuk başlık takıp kedicik, köpekçik rolüyle duruşma sahnesine çıkarken, salonu dolduran tam çocuklar da mahkemenin KARAR KURULU ROLÜNDE oyunun akışını sürdürürler.

 Bu oyununuzda da     seyirci çocukları karagözcü çırağı yapıyorsunuz!

FT    : Ah Karagöz oyununda ana espri 03-06 yaş çocuğunu oyun boyunca olayların içinde tutmak. Böylece oyunun dramatik aksiyonunu onlarla birlikte oluşturmak. Buna da Küşteri Usta’nın birkaç seyirci çocuğu, gölgeleri oynatıp canlandırmayı öğretmesi için sahneye almasıyla başlıyor.

 Peki yeri gelmişken, oyunda sahneye aldığınız gönüllü seyirci çocukları Karagöz’le Hacivat’ı oynatmada başarılı buluyor musunuz?

FT    : Çok başarılılar. Düşünemeyeceğiniz kadar heyecanlı ve başarılı…

 Hiç denememiş çocukları nasıl seçiyorsunuz peki? İstekli olmaları yetmez ki. Sonuçta profesyonel tiyatro yapıyorsunuz. Ya çocuk başaramazsa?

FT    : O çocukları nasıl seçtiğim de benim gizim olsun! Aslında gönüllü olmaları benim için ana belirleyici oluyor. Sahneye geldiklerinde onlarla kurduğum ve kimsenin kolay anlayamayacağı usta-çıkar-arkadaş-dost bağıyla başarısız olmaları olanaksız. Sahneye aldığım, oyuna kattığım çocuklarda hiç fiyasko yaşamadım şimdiye dek.

 Sevgi diyebilir miyiz bu gize?

FT    : Galiba doğrusu sevgi. Haklısınız.

 Beberuhi karakteri hem gölge, hem de canlı. Çok ilginç doğrusu.

FT    : Bu da oyunumuzun özgünlüklerinden biri. Beberuhi perdedeki şarkı ve dansını, perde ışığı sönünce sahnede sürdürüyor. Bu kez kendisi canlı olarak perdedeki gölge Karagöz’e şeker satıyor…

 Sattığı şekerleri yalayarak ama…

FT    : Bu da oyunumuz gizi, esprisi… Sonra Memiş’in perdeden Karagöz’le söz oyunları ve hareket komiği var… Tabii Memiş en çok da Mikrop’la ilişki içinde.

 Mikrop’a gelmeden önce Hacivat’ın diş doktorluğundan söz etsek?

FT    : Hacivat bu oyunda seyirci çocuklara kibar davranma, güzel konuşma örnekleri sunarken, asal görevi diş doktorluğu. Çocukların doktordan dişçiden korkmaması konusunda seyirci çocuklara güven ve cesaret veriyor.

 Ve başroldeki Mikrop…

FT    : Oyunun parantez adı KİM KORKAR MİKROPTAN! Oyunumuzun baş rolünde KÖTÜ MİKROP var. Bu, insanları iyileştiren AŞI gibi İYİ MİKROP değildir. Çocuklarla arkadaşlık yapmak bahanesiyle tiyatroya gelmiş olan ve kendisiyle  arkadaşlık yapanları  tuzağına düşürüp hasta eden Mikrop. 

Memiş ve seyirci çocuk arkadaşlarının Mikrop’a karşı verdikleri savaşım-mücadele sahneleri oyunun tansiyonu yüksek en çarpıcı, en etkili bölümlerini oluşturuyor. Eğlendirici ve öğretici doz burada çok dengeliydi.

FT    : Biliyorsunuz; çocuk oyunlarının, ÇOCUKLAR İÇİN TİYATRONUN  zorluklarının başında,  yetişkin tiyatrosu gibi etik estetik ve içerik olarak yapılması gerekenin ÖNCE ve SALT TİLATRO  olması geliyor. Ve daha zoru da ÇOCUKLARA yapılması tabii… Burada hassas dengelerden söz ediyoruz işte.

KİM KORKAR MİKROPTAN’da okul öncesine sesleniyorsunuz.

FT    : İşte bu daha da zor. Bu yüzden ÇOCUĞA KARŞIN değil, ÇOCUKLAR İÇİN ÇOCUKLARLA TİYATRO yapmak zorundasınız.

Oyunun içerik ve iletisini de kısaca özetlersek sayın Terzi.

FT    : Özetle bu oyunun iletisi ve içeriğiyle: dünyası;  “düşleme - yansılama ve oyundan” oluşan, 03-06 yaş çağı çocuklarına; arkadaşlık, sevgi, güzel konuşma  ve benzeri yan iletileriyle birlikte,  bir yandan TEMİZLİK ve HİJYEN konusunda olumlu davranışlar kazandırmak üzerine  önermeler iletirken, aynı zamanda, GÖLGE TIYATROSUNU  tanıyıp seven, yeni  küçük tiyatro seyircilerini hazırlamayı hedefliyoruz.

Oyunuzda farklı alanlardan uzman danışmanlarla çalışmışsınız.

FT    : Çocuklar için tiyatroda olması gereken ve her oyunumda olduğu gibi, Ah Karagözde de 4 farklı alanda uzmanla çalıştık.
      İstanbul Üniversitesinden Psikiatrist Doç. Dr. Behiye Alyanak.  Pedagog Doç.Dr. Zeynep Aydoğmuş. Uzman psikolog aile terapisti Nazım Serin ve Bilkent Ün. eğitimci-eleştirmen Vedat Yazıcı’dan ciddi danışmanlık hizmeti aldık.

 Oyunun özgün müziklerini Murat Gedikli, kostümlerini Mihriban Oran, Işığını  Serhat Akın,  dekor ve tasvirlerini Candan Günay yapmış ve çok da başarılılar. Özellikle dekorunuz.

FT    : Evet, çok yaratıcı ve samimiydiler. Onları içtenlikle kutluyorum.    
      Sonra’ı, kondüvit  Seyfettin AKÇA’yı ve oyuncularım; Komik Memiş Adil
      İrfanoğlu , Beberuhi Hayrettin Mutlu, Yardak Selda Şafak’ı ve emeği geçen tüm arkadaşlarımı yürekten kutluyorum.

 Biz de kutluyoruz. Genç oyuncularınız gerçekten heyecanlı ve başarılı.
      Unutmadan; “Bir taşla üç elma düşürmek” istemekle neyi anlattığınızı da özetlerseniz…

FT    : Oyunumuzda masallarda olduğu gibi gökten üç elma düşürüyoruz.
      Birincisi; haniyse unutulmakta olan KARAGÖZ’ümüze, GÖLGE TİYATROMUZA bu denli yeni yöntemlerle, yeniden sahip çıkacak kuşaklar oluşturmanın adımını atmak…
      İkincisi; OKUL ÖNCESİ ÇAĞI ÇOCUĞUNU SANATLA, DRAMAYLA, TİYATROYLA TANIŞTIRMAK. Onların sanatla ve kendi kültürleriyle beslenmelerine katkı koymak…
      Üçüncüsü; ŞEKERLE MÜCADELEYİ ÇOCUK YAŞTA başlatmak.

 Buna sağlıkta devrim demeli ve bunun için size teşekkür etmeliyiz.



FT    : Benden önce bu oyunu özellikle ve bilinçle seçtikleri ve benden sahnelememi istedikleri için Devlet Tiyatroları Genel Müdürüne ve İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü sayın Zafer Karaokay’a teşekkür etmeli tiyatrosever çocuklar ve ebeveynler. Onlar akıl etmeselerdi bu oyunum da öteki tüm nitelikli oyunlarım gibi DT arşivinde sonsuzluk ve umutsuzluk uykusunda kalacaklardı.

 Son olarak oyununuz, nerede ve hangi takvimle oynayacak?

FT    : İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü, tarihinde bugüne değin ciddiye alınmayanı,  yapılmayanı gerçekleştirip, en kısa zamanda bütün sahnelerinde haftanın her günü her yaştan çocuk seyirciyi tiyatroyla buluşturma kararlılığı içinde. Bu bağlamda, AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ KİM KORKAR MİKROPTAN oyununu da her hafta farklı semtteki sahnesinde hafta içi ve tatil günlerinde oynuyoruz. Mecidiyeköy Cevahir, Beykoz Ahmet Mithat Efendi, K.Çekmece Cennet K.Merkezi, Üsküdar Tekel ve Taksim Küçük sahnede mayıs ortalarına değin İstanbul’lu küçük tiyatroseverlerle oynayacağız.

 Biz de TİYATRO GAZETESİ olarak, sizi ve oyunda  tüm emeği geçenleri kutlarken, hem çağdaş bir gölge tiyatrosu örneği olarak AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ’ün  dünya sahnelerine sunulması ve hem de Yunanistan gibi Karagözümüze sahip çıkan ülkelere inatla, yurt dışında dünya çocuklarıyla buluşmasını diliyoruz.

FT    : Oyunumuzun dördüncü elması olarak dileğiniz gerçekleşir umarız!
Çocuklara ve çocuk dostlarına ÇOCUK VE TİYATRO dostluğuyla…